Kayıtlar

Ağustos 8, 2014 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Ertesi Günü Hapı

Resim
Ertesi Günü Hapı Kimisi de hayatımıza ,çok alkol aldığımız gecelerin ertesi günü gibi girer. Bir denge kaybı gibi..Bir baş ağrısı gibi..Yaktığın her sigarada tekrar tekrar vuran ayılamama hali gibi..'İçmeyecem lan bidaha' dedirten,kendinde n nefret ettiren ve intihara meyil geliştiren o boktan ertesi günler gibi. Verseler eline seni o hale getiren rakı şişesini kırıp parçalamak istersin.Tıpkı kafasınıda kırmak istediğin gibi.Öyle bir tiksinti geliyor insana..Alkolün ertesi güne,bir 'yok'unda hayatımıza yaptığı gibi.. Halbuki dogurmak istemedigin cocuklarin icin bile bir ertesi gun hapi yetiyorken, ne kanindaki alkole ne de kalbindeki sanciya bir fitil bile gelistirmemisler..öyle lanet bir dunya.. Akşama doğru geçiyor yavaşça alkolün etkisi.Geriye yorgunluk kalıyor.Ve bir bakıyorsun ki yine aynı masadasın..Rakı şişesi karşında duruyor, kırılmayan o kafa da kimbilir kimin koynunda ? Manik Depresif Kaan Soydan

Yazarken yaşıyorum.

Resim
Yazarken yaşıyorum. Yazmayı artık öyle bir hale getirdim ki kelimelere girişiyorum her gün yoruluyorum parmaklarım nasır tutacak biliyorum beynim radyasyondan duracak bir gün biliyorum, ama napıyım bırakamıyorum alışkanlık ya da zorunluluk hale getirdim. Bazen farkında değilken o kadar çok dalmışım ki artık yazacaklarıma cümlelerin içine, klavyenin bir yerine baka kalıyorum böyle oraya dalıyorum bilmiyorum galiba o yazacaklarımın içinde buluyorum kendimi ama hiç farkında değilken bir anda klavyenin sağ köşesine baka kalıyorum halbuki bir yandan da yazıyorum hala aklımdakileri içimdekileri böyle bir şey işte.

Yaşınızdan Daha Olgun Bir Ruha Sahip Olduğunuzun 14 Göstergesi

Kendinizi "olgun" olmak için kasmıyorsunuz, ama arkadaşlarınızla oturduğunuzda, ya da tek başınıza oturup düşündüğünüzde bir şekilde "farklı" olduğunuzu biliyorsunuz işte. Hayata bakışınız, yapmaktan hoşlandığınız şeyler akranlarınızdan o kadar farklı ki... 1. Bazı konular üzerinde fazla düşünüyorsunuz. İlişkilerinizde, sokaktaki insanlarla basit konuşmalar yaparken, kısacası etrafınızdaki dünyayla ilgili diğerlerinden çok daha derin düşüncelere sahipsiniz. 2. Tek başınıza vakit geçirmekten hoşlanıyorsunuz, bu sizin için hayatınızda neler olduğuna dair bir iç yansıma yaşama, içedönüş ve düşünme vakti. 3. Her zaman yaşınızdan çok daha olgun oldunuz. Çocukken bile insanlar ne kadar olgun olduğunuzdan bahsederdi. "Çocuk masası" değil de, "yetişkin masası"nda olanlar sizin daha çok ilginizi çekerdi. 4. Hayattaki basit şeylerden zevk alıyorsunuz. Kahve içmek, haberleri okumak, arkadaşlarınızla kahvaltı yapmak, güzel bir yemek pişirmek, ...

Yalan

-Artık kendimi kandırmaya bir son vermem lazım. -neden böyle dedin şimdi durup dururken. -İnsanlara anlattığım masalları düşünüyorum da. sevilmeye muhtaç bir insanmışım, ilgi görmek istiyormuşum gibi alt metinlerle dolu zırvalar. ama aslında ben herhangi birinin beni sevmesini istemiyorum, buna ihtiyacım yok ben sadece o'nun beni sevmesini istiyorum. sürekli bahsedip durduğum ilgiyi ondan görmek istiyorum. geri kalan insanlardan banane. ben zaten çoğu zaman çoğu insandan hoşlanmıyorum. benim için varolup olmamaları bir anlam ifade etmiyor. ama nedense kendimi öyle olmadığına inandırmaya çalışıyorum. sanki herhangi biri beni severse düzelecekmişim gibi bir yalana inanmayı deniyorum. olmuyor işte. -Ama sen geçti demiştin en azından azaldı demiştin, yalan mı söylemiştin. -Yalan söylemedim, öyle hissettiğimi zannettim belki gerçekten öyle hissettim ya da kendimi o hissin doğru olduğuna da inandırmaya çalıştım herhalde. sonuçta her şey geçiyor. her şey bitiyor. onu özlemem de bi...

Ağaç

Binaların çok eski olduğu şehirlerde ağaçlar da hep yaşlıdır. O şehirlerde yaşayan insanlar, binalar yalnız ve yaşlı görünmesin diye ağaçlara hiç dokunmazlar. Ağaçların binaları koruyup kolladığını, tarihe tanıklık ettiklerini, binlerce sırrı bilip de kimseye söylemediklerini düşündüklerinden belki, bir ağacı kesip tarihi de silip yok etmek istemezler. Şimdi siz benim herkesin bildiği bir gerçekten bahsediyormuşum gibi konuştuğuma bakmayın, olabilir ya, belki de böyle düşünen bir tek benimdir, çünkü ben tarihi binaların karşısında durup bekleyen o eski koca ağaçların tesadüfen hayatta kalmış olabileceklerine inanmak istemedim hiçbir zaman. O kentin insanlarının da benim fark ettiğim bu sırrı içten içe bilip ona göre davrandıklarını, hatta o ağaçların yanından geçerken benim yaptığım gibi onlara bir selam verip, içlerinden ağaçlarla bir iki kelam ettiklerini hayal etmeyi seviyorum. Hatta bazen o yaşlı, kocaman ağaçlara sorular sorup, kendi sorularıma cevaplar uydurmaya bayılıyorum. Diyo...