Kayıtlar

Ağustos 12, 2014 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

İnsanlığın en kudretli düşmanı ”Zaman”

İki dünya güzeli çocuk. Birbirine sarılmış gülümseyen iki kız kardeş… Siyah beyaz bir resim. Örülmüş saçlar, pileli etekler… Büyük olanın dişleri düşmüş gülümserken ağzında sevimli bir boşluk… Küçük olansa bebek sayılır. Kırmızı tombul yanakları minicik kollarıyla ablasına sarılmış masumca gülüyor. Dünyanın en mutlu iki canlısı. Şimdi bu fotografin üzerine 40 yıl koyun… Büyük olan depresif,  ilaçla ayakta duruyor, kardeşine küs. En son annelerinin cenazesinde görüşmüşler 7 yıl evvel. Hiç evlenmemiş, ölesiye aşık olduğu adam onu aldattığından beri  bir daha mutlu olamamış. Diğerinin kocası subay. Tayinlerden bıkmış son olarak Anadolu’nun bir köyüne sıkışıp kalmış.Yoktan bir sebepten kalbini kırdığı annesinden helallik alamadığı için çok pişman. Gözlerinin içi gülen o iki kiz çocuğundan parçalar koparta koparta iki mutsuz kadın yaratan heykeltıraş… İnsanlığın en kudretli düşmanı: Zaman. Bir an olsun gözlerinizi kapatın. Düşünün ve hissetmeye çalışın. Bütün dertleri tasa...

Kendine Çıkan Yol Caddesi

Etraf Ana- Baba günüydü, herkes bir yana kaçıyor, kimse kimseyi görmüyordu. Küçük kız, hıçkırıklarla ağlayıp, annesini arıyordu. Kimin kime çıktığı, hangi yol ayrımında birbirine denk düştüğü belli değildi. Peki, niçin kaçıyordu bu insanlar, neden kaçıyorlardı? Küçük kız, elindeki küçük valizi yere bırakıp, nefes nefese kalmış olmanın yorgunluğuyla kaldırıma oturdu. Birdenbire yanına kendisinden biraz uzun, sarışın, yeşil gözlü bir kız oturdu. Yaşını belli ediyor, küçük kızdan büyük olduğu belli oluyordu. Birbirlerine hayretle bakmaya başlamışlardı ve gözlerini birbirlerinden alamıyorlardı. Küçük kız’a hayretle bakan kız, bir anlık panikle yerinden kalktı. “Ama…” Nasıl oluyordu bu, böyle bir şeyin olması mümkün müydü, olabilir miydi? Küçük kız’ın gözleri dolmuştu. “Ben, ne diyeceğimi bilemiyorum. Annem’i arıyordum. İnsanlar neden bu kadar telaşlılar, anlayamıyorum.” Adı Sudenur olan genç kız, “Ben anlamaya başlıyorum galiba” der gibi oldu, onun yerine “Hâlâ sende duruyor değil...