Apartman Dergi 7. sayı
SÜR(GÜN) MANŞETLER
Bir ülke düşündü
karakter, ne de olsa öyküye girecekti önce bir evrilmesi pişmesi lazımdı. Bu
ülkede bir gazetenin sahibiydi, kıyıda köşede kalmış. Sansür muzdaripi tozlu
raflara sürgün edilmiş manşet kesitleri her gün onlarca davaya kışkırtmaya
tehdite ortadan kaldırılmaya maruz kalan bir gazete değildi. Neydi bütün
bunların sebebi? Adalet arayışı, hak arayışı, gerçeğin yüzü, imkân sahiplerine
farkındalık ve duyar kazandırma aracıydı bu gazete. Karakterin sürgün ettiği
manşetlerde bir engelleme veyahut kısıtlama durumu yoktu, sadece yeterli ilgi
ve alaka yoktu. Bayilerin raflarında görüldüğünde bakmaya tenezzül
etmiyorlardı, biliyorlardı çünkü içinde ne olduğunu. Bilinçli bir ülke... Bir
babanın maddi durumunun kısıtlı olması nedeniyle kızına ilaç yetiştirememesine
kayıtsız kalıyordu insanlar, bir öğrencinin sistem mağduru ya da yaşlı bir
kadının trafik mağduru olmasına göz yumuyordu insanlar, bir doktorun şiddet görmesine
bir öğretmenin atanamamasına küçük çocuklara tecavüz edilmesine karşı üç
maymunu oynuyordu ülkenin çoğul kısımı bunun için sürgün ediyordu tozlu raflara
karakter bu manşetleri, basması bir şeyi değiştirmiyordu. Maddi destek değil
elbette manevi destek lazımdı herkes omuz omuza beraberce aynı ağızdan ses
çıkartsa kulak verse bu seslere eylemci bir tutumdan ziyade son derece düzenli
bir hak arayışından öteye gidemezdi bu kalkınma. Bu kurgusal ülkede nüfusun
çoğunluğuna oranla adalet hak arayışı toplumun belirli bir kesiminden başka
kimseden ses çıkmadığını gördüğü için bu denli bir karamsarlık yatıyor
gazetenin dokusunda, herkes kendi uçkurunun peşinden koşuyordu kimse komşusunun
derdini bilmiyordu bilse bile üç maymunu oynamak zorunda kalıyordu. Ne böyle
bir gazete olur ne öykü ne de karakter, fakat ülke gerçek kurgusu güzel bir
gerçek. Hiçbir şey yüzde yüz kurgu değildir ya da yüzde yüz gerçek değildir.
Her kurguda bir gerçeklik kaynağı her gerçekte bir kurgusal pay vardır
zannımca.

