Yine her şeyin çok anlamsız geldiği bir vakitteyim sanki. Bütün bu konuşmalar, gürültüler, sesler, günlük rutin işler o kadar anlamsız ki. Zaman, gece uyumaya çalışıp duvar saatinin hiç susmayan tik-tak'larını duymamak için kulaklarımı tıkamak kadar anlamsız. Dünya işlerinden önünü göremeyip, bir yere yetişmesi gerekiyormuş gibi delicesine koşan yelkovanın, akrebi görmezden gelmesi kadar anlamsız. Zaman geçiyor, zaman.. Yedi milyar insanın yaşadığı bu dünyada, her geçen saniye bir başka pencere daha açılıyor. Bir başka bakış açısı, bir başka hayal.. Lanet olsun, her şey o kadar çok anlamsız ki.. Söylemek istediğim o kadar çok şey var ve artık üstü kapalı konuşmaktan ve kendimce mizahını yapmaktan çok yoruldum. En çok da hep kendime sitem etmekten yoruldum. Alt tarafı bir insanım ben de işte, öylesine bir insan ama baya sitem yüklü bir insan..
Thanks TV
"Başımız belada! Çünkü siz ve diğer 62 milyon Amerikalı şu an beni dinliyor. Çünkü %3'ten daha azınız kitap okuyor. Çünkü %15'ten daha azınız gazete okuyor. Çünkü sizin tek gerçeğiniz bu ekranda gördükleriniz. Şu an dışarıda, bu ekranda gördükleri haricinde hiç bir şey bilmeyen koskoca bir nesil yaşıyor. Bu ekran ilahi bir vahiy gibi. Bu ekranlar başkanlar, papalar, başbakanlar yaratıyor ya da yok ediyor. Bu ekran, bu inançsız dünyadaki en muhteşem lanet olası güç ve eğer yanlış ellere geçerse de olacakların tek sorumlusu biziz. Ve bu dünyadaki en büyük şirket, en muhteşem lanet olası propaganda gücünü kontrol ettiğinde, bu ekranda gerçek diye ne bok sorulacağını kim bilebilir! Şimdi beni dinleyin: Televizyon gerçek değildir. Televizyon lanet olası bir lunaparktır. Televizyon bir sirktir, bir karnavaldır, gezici akrobatlar takımıdır, masalcılardır, dansçılardır, şarkıcılardır, hokkabazlardır, aslan terbiyecileridir ve futbolculardır. Biz eğlence dünyasındayız.Ama sizler sa...
