Cemal Süreya
bazen böyle olur, insanlar birbirlerinden yataklarını ayırır, plaklarını, tişörtlerini, belki en sevdikleri şarkılarını bölüşürler ayrılırken. bazen insanlar sevmeye devam eder, başka saçları okşayan elleri vardır ama bak! saçlarım hala sen kokuyor. bazıları bir çok beden dener, bir çok kalp, ama aylar sonra yatağını ayırdığı, tişörtlerini çöpe attığı insana mahkum olduğunu henüz farkeder.
sana muhtaç olduğumu düşünmüyordum, ben sana muhtaçtım. tamamen.
aşk hastalıktır ve hükümdür sonu, sevgi bittiğinde aşk başlar, aşk şizofrenidir; annesinden kıskanmaktır, arkadaşlarıyla paylaşamamak, paranoyadır. aşk kanserdir. birbirine deli gibi aşık insanlar, birbirini en deli acıtanlardır.
ve genelde unutamazlar birbirlerini. her hareketinden nefret eden iki insana dönüşebilirler, ya da dersin ortasında başını kaldırınca onun gülüşünü yakalayıp; artık ona öyle gülemeyeceğini bildiği için gözlerini camdan dışarı çevirebilirler. içten içe duyduğu sevgisinin önüne tiksinme duygusu örebilirler.
ben, mesela; şimdi çıkıp ona sarılamam, sokağımın köşesinde bekleyemem, her sabah aynı yolları onunla gidemem, sıram boşaldığında yanıma gelip saçlarımı okşamasını bekleyemem. nefret duvarımızı aşamayız sayınlar, birbirine çok aşık olan insanlar ‘artık arkadaş devam edelim’ diyemez.
öyle güzelsin ki kuş koysunlar yoluna, arkadaşım.
o, mesela; çarpık gülüşünden bile nefret ettiğimi düşünebilir, durup dururken saçlarıma dokunamaz, film başladığında beni izleyemez.
kimse, kimseden vazgeçmemizi bekleyemez.
insanlar, aşk başladığında birbirine dokunamayabilir…
ama, sen; gördüğün yerde sarıl bana!
Cemal Süreya
