Gecenin Uçurtması

Gece boyu düşünmüştü kadın.Alt dudağını dişleri ile ısırıp gözlerini tavana dikti.Yaşadıkları ve yaşayamadıkları bir film şeridi şeklinde göz önüne getirdi.Sinirlendi yumruğunu sıktı.Sonra yumruğunu acı içinde ısırmaya başladı.İç sesi; “bu kadar kolay be diye bas bas bağırıyordu.Bu kadar kolay mı bu sevgi karşılığı bu ayrılık..Şiir okurduk birbirimize her gün ilk sabah ve son gecelerde, ilk Cemal Süreya’nın dizelerinde bulmuştuk birbirimizi, ilk beraber çaya tiryaki olmuştuk birbirimize olduğumuz kadar olmasa da. Evet her gün hiç bıkmadan hep yeniymiş gibi Beyoğlu-Kadıköy sokaklarını feth ederdik seninle tüketirdik fakat yine hafta başı tekrar aynı yerlere giderdik her sokak başı bir kuytu köşede beni öpüşlerin vardır hiç unutmam. Dudaklarında kaybolduğum o soluğun. O kahkahalarından esinlendiğim cennet. ah. o adımı soluğundan işitmeye doyamadığım sesin.” Kadının alnından 2 damla ter bir biri ardınca akmaya başlamıştı boynundan iliklerine doğru. Diğer arkadan gelen damla öndeki damlaya yapışmıştı. Bir olmuşlardı. Gün ağarmıştı günün ilk ışıklarından ilk aydınlığından ikna olmuştu kadın hemen. Uzun bir geceyi düşüne durmuştu çünkü ve önünde ki tabureye çıktı çıplak kirli ayakları ile. Ayladır evden çıkmamıştı kadın acıdan kavrulmuştu evde. Sonunda kendinden gayet kararlı bir şekilde boynundan ipleri geçirdi ve tabureye tekmesini attı o sırada adam. Evet aylar sonra adam kilidi ile kapıyı açtı “Samatyam neredesin?” diye içeri girerek. Kadının hali ve yüz ifadesi ile karşılaştı kadın biraz önce acı içinde kıvranarak ağlar iken adamın sesini duyar duymaz onca acıya yaşanana rağmen; gurbette çalışıp evine gelen babasını gören çocuk neşesi gibi gözlerinin içi gülercesine tebessüm vererek can verdi boynunda ipler ile.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Thanks TV

Apartman Dergi 7. sayı

Apartman Dergi 1. sayı