Napıyorum ben
Nedense birkaç gündür hayatımı film şeridi gibi gözlerimin önünden
geçiriyorum. Nerede hata yaptığımı bulamıyorum ve artık kendimi kaybetme
derecesindeyim. Bazen gitmek istiyorum; nereye olduğu önemli değil. İnsanların
olmadığı yere ya da toprağın altındakiler nereye gidiyorsa oraya. Belki ardımda
bir miras bırakamam, beni anacak bir çocuk ya da beni özleyecek bir kadın. Ama
yinede gitmek isterdim. Artık bu yük fazlasıyla ağır geliyor. Son
bir kaç gündür sürünerek taşımaktan yoruldum. Herkesin bir doğrusu varmış
bunları değiştirmek en büyük cezaymış. Geç olsa da anladım sanırım görmezden
gelmeyi bilemedim ben kendi tabularımı yıkamadım. Ve bazen hep bu yüzden
kaybettim sınırı bilemedim; aşkın, sevginin, kıskançlığın, dostluğun,
düşmanlığın her şeyin fazlası oldu. Bazen düşünüyorum da; hiç sevmemekten
iyidir ya da hiç kıskanmamaktan hiç önemsememekten iyidir. Ben görevimi yerine
getirdim diyebilirim en azından. Her şeyin bir vakti vardır. Ve benimde vaktim
gelmiş olmalı. Kaçıp saklanacağım, kafamı dinleyebileceğim bir evim yok ya da
başka bir şey. her neyse. Kendi içimden başka, romanlardaki o hayatlardan başka
gidebileceğim hiçbir hayat yok. Belki bir gün oralara da sığmam.